www.gazozkapagi.net

NOSTALGIC WRITINGS BY AN ISTANBULITE

home/ANASAYFA→

ISTANBUL&TURKEY TRAVEL

LIVE TURKISH TV AND MEDIA

NEWS FROM COLUMBUS,OHIO

WHAT'S NEW?/YENİ

LINKS

ISTANBUL KAPAKLARI →

YEDI KULE ZINDANLARI

ISTANBULUN ALTI 1,2

ISTANBULUN ALTI 3,4

KOCAMUSTAFAPASADAKI KOSK

SÜMBÜL EFENDI

KAYBOLAN KIR: TEPEBAĞ

AHMET SARAÇLAR EFENDI

ADAM

MILION TAŞI

BIR TEPE, BIR KALE

SAHIL YOLUNDA SABAH

BOSTANCIDAKİ BEYAZ KÖŞK

HAYDARPAŞA

KANDILLIDE BIR GECE

YEŞIL KAPI

VATMAN ALI BEY

HALİÇTE BIR VAPUR GEZISI

CARPIŞAN KAYALAR

SHOW ME BIG MONEY

ISTANBULLU OLMAK

CAPS IN ENGLISH →

TRUE CROSS IN ISTANBUL ?

LEGEND OF LEANDER'S TOWER

"NOAH'S ARK" OR IS IT ?

STORY OF SANTA CLAUS

FATHER OF ANATOLIAN POP

STORY TELLER OF ANATOLIA

TURKISH COFFEE

A LIFE OF 20 TH CENTURY

DOWN CAFE

ECEVIT AND NEWYORK

SUKI

HERR WAMLEK

REPUBLIC DAY SPEECH

CARTE POSTALE NOSTALGIA →

KARTPOSTAL TÜRKIYE 932-44

MY FATHER'S BERLIN 1937

GERMAN WEHRMACHT 1937

POSTCARDS USA 1944

CARTOLINA POSTALE ITALIA

C.POSTALE EUROPA 1939-946

POST-CARD EGYPT 1942

POSTCARD, MIDDLE EAST

EGE KAPAKLARI →

ANTIPHELLUS BALIKÇISI

BEN SERVISCIYIM ABI

RÜYA

BIR EGE DILBERI

METEOR ÇUKURU

MİNİBÜS ŞÖFÖRÜ ZEYNEL

TWILIGHT ZONE

ASOSDA BIR GÜN

ÇESITLİ KAPAKLAR →

PARIS GÖZLENIMLERI

1953 DE ANIT KABİR

BİT PAZARINA NUR YAĞDI

KINDER HEIM

ZÜLAL

DENİZ YILDIZININ ÖYKÜSÜ

MAHMEDET HOCA

SOLUK MAVI NOKTA

OSMANLI TOKATI VE HIGH 5

HIZIR-İLYAS

29 TEŞRIN

GAZOZ KAPAĞI(ORIJINAL)

COLA TURCA

HARICTEN GAZEL

ŞEREF STADI →

BJK VE ÇIRAĞAN SARAYI

BIR YAŞAM TARZI

BERLIN PANTERI

SARI LACIVERT

YUSUF ILE SANLI

RAFADAN YUMURTA

PASKAL VE BJK FORMASI

KÜÇÜK AHMET

TEMİZ FUTBOL

DEMİRÖRENE AÇIK MEKTUP

GÜVEN ÖNÜT

BABA BOSQUE

HELE HELE SERGEN KAPTAN

TAKSM KIŞLASI CIRCA 1925

GELINCİK TARLALARI

ISTANBUL&TURKEY VIDEOS →

I DREAM OF TURKEY

ISTANBULDA ERGUVAN VAKTİ

ISTANBUL LEANDER'S TOWER

ISTANBUL ISKELE VIDEOS

ALANYA VIDEO

PHOTO ALBUMS TÜRKIYE →

ISTANBUL PICTURES/quotes

ISTANBUL TOP TEN MUST SEE

ISTANBUL FERRY LANDINGS

ISTANBUL BAZAARS

BOSPHORUS, ISTANBUL

MY MOTHER'S ISTANBUL

BODRUM

KAŞ, KALKAN, DEMRE

ALANYA

DALYAN, GOCEK, FETHIYE

ÇANAKKALE, TRUVA

ATATÜRK ALBÜMÜ

ANKARA

TWIN BEAUTIES/İKİZ GÜZEL

BEŞİKTAŞ SOCCER TEAM

PHOTOS of USA & WORLD→

PARIS

CHICAGO

ITALIA

LONDON 1967

CHINA

INDIA/NEPAL

CARIBBEAN ISLANDS

SANFRANSISCO AND MONTERY

SAN ANTONIO, TEXAS

NEW ORLEANS

NEW YORK

FLAG RAISING IN COLUMBUS

ABOUT US/YAZAR HAKKINDA→

BOOK BY THE AUTHOR

FLAG RAISING CEREMONY

FAMILY/AILE BLOG →

ASLI'S COLUMBUS SHOWER

ÖZMERAL FAMILY TREE

A WEDDING IN MEXICO

OZMERAL FAMILY PICTURES

CONTACT US/İLETIŞİM

KAYBOLAN KIR: TEPEBAĞ

 

 

Ozledigim Istanbul kitabini okuyanlar bilir ; cocuklugumun ilk yillari Istanbulda Kocamustafapasada ahsap bir  koskte gecmisti. Yahya Kemalin siirlerinde gecen, buram buram  Osmanli kokan, sirin ve guzel  eski Istanbul semti. Arnavut kaldirimli daracik sokaklari, birbirine bel vermis jumbolu ve kafesli  ahsap  evleri , carsisi, hamami ve Sumbul Efendi Camii ile bana hep o eski ramazanlari hatirlatan belde. Yahya Kemal bir eserinde Istanbuldaki uc semtin "uhrevi"* oldugundan bahseder. Bunlar;  Eyup, Uskudar ve Kocamustafapasa semtleridir. Bunun boyle oldugunu  benim kadar iyi anlayacak  cok az Istanbullunun oldugunu tahmin ediyorum. Baba tarafim Uskudarli, anne tarafim Kocamustafapasali esim Sitarenin  baba tarafindan buyuk dedesi de  Eyup'ludur. Ama daha onemlisi, cocukken ben bu semtlerden ikisinde bizzat yasamis, ucuncusu olan Eyup'e de cogu bayramlarda buyuklerimle  gitmisimdir.

 

Bu semtlerde cocuk olarak yasamis olmak ruhani, dini inanc ve hislerin kalbinize hic cikmamak uzere

naksedilmesine sebeb olur. Bu hisler hic bir zaman bir taasup ve sofuluk anlamina alinmamalidir. Bunlar oyle hisler ve inanclardirdirki , zor zamanlarinizda size huzur  ve rahatlik verir.Bu  hisler gecmisinizi size hatirlatir ve gelecegede  inancla bakmanizi saglar. Bu hisler kalbinize ilk defa nasil girmistir bilemezsiniz. Belki muezzinin okudugu aksam ezani, belki ramazan topunun atilmasini beklerken radyoda duydugunuz ney sesi, belki beyaz yemenisi ile  yaninida namaz kilan Babaanneniz, belki Sumbul Efendinin turbesinin onunde yakilan mumlar, belki caminin avlusundan gecerken gordugunuz kavuklu ve suslu eski mezar taslaridir sizi etkileyen. Kimbilir belkide ramazan pidesinin kokusu, kandil simitinin gevrek tadi yada bayram gunu yataginizin  yaninda sakladiginiz yeni iskarpinleriniz vede el opup topladigiz bayram harcliklaridir  nedeni.Bu inanclar size ezbere ogretilmemistir hic bir zaman. Bunlari bu semtlerde yasayarak duyarak ve hissederek kendiliginizden edinmisinizdir. Hemde , Tanrinin size verdigi bes duyunun hepsinide kullanarak .

 

Kocamustafapasa  semti bir sur ici semtidir. Hani ," nerelisiniz? " diye size sorulunca, ikinci soru "icindenmi?"diye takip eder ya. Bu "icindenmisin"  tabiri aslinda sur ici Istanbulundan kaynaklanir. Neresimidir bu sur ici? Guneyinde Marmara denizi vardir, Bakirkoyden sahil yoluyla Eminonune kadar uzanir. Bugun bu sahilin onunde nakliye gemileri demirler. Yenikapi, Kumkapi ve Ahirkapi birer  semt adi oldugu kadar  deniz surlari arasindan eskinin sehre giris noktalaridir aslinda. Batida ve kuzeybatida surlar Fatih'in Istanbula girdigi Belgradkapi'dan baslar, Silivrikapi, Mevlanakapi, Topkapi, Edirnekapi ile Halice baglanir. Bugunku  E -5 cevre yolu bu Thedosian Surlarini  biraz kuzeyden paralel olarak halic koprusune dogru takip eder. Bir kartalin gagasina benzetilen bu eski Istanbul,  kuzey ve kuzey doguda Balat, Fener  Unkapani yoluyla Galata koprusune baglanir. Bugun icinde sebze bahceleri bulunan  deniz surlari kalintilarida Halice paralel olarak uzanir.

 

Unlu tarihci Ilber Ortayli Istanbullu olmak icin sur icinde yasamis olmak gerekir der bir eserinde. Ne Uskudar, ne Kadikoy ; asil Istanbul burasdir. Bir kere,  Istanbulun Yedi Tepeside  sur icindedir. Topkapi Sarayini  bu tepelerden birincisin uzerinde; Sarayburnunda kurmustur Osmanli. Sultanahmet Camii ,Suleymaniye Camii,  Kapalicarsi hep bu bolgenin icindedir. Sur ici aslinda,  Osmanli oldugu kadar ,  Bizans ve Romadir da. Valens Kemerleri, Patrikhane,  Binbirdirek Sarnici, Yerebatan Sarayi, Ayasofya , eskiden kilise olan Kariye ve Imrahor ve Fethiye camileri,  Hipodromun kalintilari hep bu kartal gagasinin icindedir.

 

Iste benim cocukken bir sure yasadigim Kocamustafapasa semti bu gaganin , gigiya yakin guney bati kisminda yer alir. O zamanlar Kocamustafapasanin simdide oldugu gibi sur disina acilmasi uc yoldan olurdu. Bunlardan birincisi Kocamustafapasa caddesi idi. Otobuslerin guzergahi olan bu cadde Cerrahpasada hastanenin onunden  gecer Aksarayda Vatan cadesini keser, Divan yolundan Beyazit , Cagaloglu, Sirkeci yoluyla Eminonu'ne ulasirdi. Eski Magirus otobusleri , soforun yaninda yer alan motorunun titremeleri ve yerden cikan vitesin garc gurclari icinde bu yolu neredeyse bir saatde zor  alirdi.

KOCAMUSTAFAPASA VIDIN CADDESINDEKI 3 NUMARALI KOSK

Sur disina cikmanin ikinci yolu Sumbul Efendi Camiinin arkasindan yokus asagi Samatya'ya  inilen dik yoldan olurdu. Bu yokusdan asagiya inildikce Kocamustafapasanin o Osmanli havasi yerini Rum ve Ermeni etkisine birakirdi. Camilerin yerini yuksek duvarlarin arkasina gizlenmis kiliseler, ahsap kosklerin yerini tas Rum  evleri, basortulu yasli kadinlarin yerini siyah giyinmis madamlar, Turkcenin yerini aksanlar, siveler Rumca ve  Ermenice  alirdi .Bu semtde degisik dinden ve dilden  insanlar tek ulus olarak  kardesce birarada yasarlar ,eglenirler ve ibadet ederlerdi.

 

 Samatya bir yerde Kocamustafapasanin sayfiye yeri, denizi ve kumsali idi. Tren yolunun arkasinda  kumsalin uzerinde icinde deniz hamamlari olan kucuk bir plaj,balikci teknelerinin yanastigi bir iskele,ve deniz uzerinde  gazinolar bulunurdu.Yaz gunleri  uzun sopalarin uzerinde yuruyen cambazlar, atli karincali ve kayik salincakli luna parklar Samatya'yi mekan  edinirlerdi.Bizde cogu hafta sonu solugu Samatyada alirdik. Buraya  Kocamustafapasada arkamizdaki evde oturan Sadiye hanimlarin yazlik yalisina giderdik.   Cocuklar, kumluk  sahilde butun gun plastik kovayla oynar,  kumdan kuleler yapar ,  denize girer ve gunun sonunda  gunesden kararmis bir sekilde   buyuklerimiz  ile yorgun argin yokusu tirmanip evimize donerdik.

 

 O gunlerin Samatyasi bizim cocuk alarak gitmeye can attigimiz bir belde idi. Maalesef bugun bu guzeliklerin cogu kalmadi. Yapilan sahil yolu kumsali katletti, tutulan kilic baliklari ve karideslerin soyu kurudu, burada yasayan insanlarin cogu baska yerlere goc etti, Samatya Tren Istasyonunun ismi bile Kocamustafa pasa olarak degistirildi. Buna soylenecek tek soz , "cehalet "yada "kendine olan guvensizlikten  kaynaklaniyor" olmalidir. Kocamustafapasa, Kocamustafapasadir . Samatya'da ,Psamathiadir. Samatya belkide  Istanbulun en eski yerlesim yeridir**.Bu iki semti bir saymak tarihe ve Istanbula en hafif degimiyle ihanettir.

 

Kocamustafapasadan sur disina acilan ucuncu yol ise  bizim oturdugumuz Vidin caddesini kesen Meseli Mescit yoluydu. Cocuklugumu gecirdigim uzerinde "uc numero" yazan  kosk Vidin caddesinin baslangicindaki ilk evdi. Meseli Mescit'in Vidin caddesini kestigi yerde bir ucgen adacik olusmustu. Kosk ilk yapildiginda bahce ve at ahirlari buraya kadar uzarmis. Sonralari buraya bir cesme  ve kirtasiyeci dukkani yapilmis. Bu dukkan benim cocuklugumda bakkal dukkanina cevrilmisti. Liseye gittigim siralarda burasi bir odun deposuna donusturuldu. Zannederim halada oyle surup gidiyor.

 

Bu yoldan hep Tepebag isimli bir kır yerine gittigimizi hatirlarim. Ama herhalde o zamanlar cok kucuk olmaliydimki bu anilari  hep bugulu bir camin ardindan seyreder gibi tekrar zihnimde canlandirmakta gucluk cekerim. Butun aklimda kalan , Hazim Amca dedigimiz akrabamizin ciftligine cogu kez coluk cocuk koskde yasayan iki uc aile beraber gittigimiz. Yol uzun bir yoldur, yuru yuru bitmez. Semtden uzaklasdikca etrafta incir ve dut agaclari, bogurtlen caliliklari cogalir. Etraf yavas yavas kır olmaya baslar. Bazen bir cesmede durup bakir masrapa ile su icip soluklaniriz, bazende  yoldan gecen bir at arabasinin arkasina   biz cocuklar  bineriz. Yol sonunda surlara varir. Burada bir sur kapisindan geceriz. Her iki tarafimizdada mezarlikla dolu bir yoldan  hafif meyilli bir tepeye tirmaniriz. Bu sur kapisi hangi kapidir,  icinden gectigimiz mezarlik hangi mezarliktir ?

 

Mezarliklar, ozelikle Istanbul mezarliklari oteden beri merakimi cekmistir. Batida  mezarlik cogu zaman bir tabudur. Kucuk cocuklar araba ile mezarligin onunden gecerken , gectikleri sure zarfinda nefeslerini tutarlar. Bu batil inanc nedendir bilemem ama Amerikada buna  cok sahit olmusumdur. Halbuki bizim cocuklugumuzun Istanbulunda mezarliklar hic oyle korkulacak yerler degildir. 16 ci yuzyilda bati Avrupada mezarliklar genelikle sehir iclerinde ve kilise bahcelerindedir. Istanbulda ise mezarliklar hep sehir disina kurulur. Uskudardaki Karacaahmet, Eyup sirtlarindaki Eyup mezarligi ve Peradaki bugunku Taksim parkinin yerindeki frenklerin Grand Champs des Mortes  dedikleri mezarlik o zamanlar hep sehir sinirlari disindadir. Yasayanlar , olen akrabalarina mezarlik secerken her zaman sehrin en manzarali, guneslik ve kır bolgelerini  tercih ederler. Istanbulda ki bu buyuk mezarliklar cogu zaman halkin yesil alan ve park ihtiyacinida giderir. Guzel bahar gunlerinde , bayram gunlerinde aileler cocuklarini alip buralara akin ederler. Kavuklu koca mezar taslarina , bebek salincaklari baglanir, evden gelen nevaleler acilir, yemeklerr yenir serbetler icilir. Bu vesiliyle bu dunyadan giden akrabalarla bir olunur ve genc nesiller eski nesilleri saygi ve sevgiyle anip yad ederler.18 yuzyilda ,ozelikle Paris ve Londra gibi sehirlerde hizli sehirlesme neticesi kiliselerin bahceleri o kadar dolmusturki, sehircilik uzmanlari Osmanlilarin park -mezarlarini yerinde gelip incelemeye alirlar.  Bir zaman sonrada bu sehirlerde: Pere Lachaise, Montmartre,

Kensel Green, ve Highgate gibi halkin olmus akrabalarini ziyaret edebilecegi yada huzur icinde vakit geceribilecekleri mezarliklar gelistirilir.***

 

 

Iste Kocamustafapasada cocuklugum sirasinda bu eski Osmanli geleneginden olacak mezarlik icinden gecerken hic bir korku duymamisimdir. Yukarida da  kendi kendime sordugum gibi acaba bu Tepebagindaki mezarlik ne mezarligi idi, biz hangi sur kapisindan gecerek buraya gelirdik? Hazim Amca dedigimiz akraba kimdi? Anne tarafimdan akraba oldugu halde ben ona neden amca diyordum? Sonunda iki yil once anneme beni bu konuda bir kac satirla aydinlatmasini rica ettim.

 

Annem,  sagolsun uc sayfalik bir mektupla bu sorularima cevap verdi. Hazim amca dedemin uvey kardesi idi. Anemin babaannesi olunce,  buyuk dede bir daha evlenmis ve bu evlilikten biri oglan biri kiz iki cocugu olmustu. Hazim amca bu evlilkten dogan oglan cocuguydu. Annem mektubunda Hazim amcanin ailesini, cocuklarini  uzun uzun anlatiyordu. Ama beni en cok ilgilendiren konularda yavas yavas bilmece gibi ortaya cikiyordu. Tepebag , Kocamustafapasadan  45 dakikalik yurume mesafesinde idi. Vasita olmadigi icin hep yuruyerek giderdik. Hazim Bey ve esi Leyla Hanim cok misafir seven insanlardi. Biz gidince cok sevinir ve cok ikram ederlerdi. Ciftlikleri giderek buyutmusler, kumes hayvani, koyun, inek beslemeye ve at yetistirmeye baslamislardi. Ilerki yillarda bu arazilerin degeri artti. Tepebasi , Cirpici cayiri gibi eskiden sirklerin kuruldugu, pikniklerin yapildigi mesire yerleri tek tek yok pahasina satildi. Hazim amcada uzun zaman direnmesine karsin sonunda gozu arkada kalarak birkac apartman dairesi karsiliginda ciftlik arazisini satti. "Bugun' diyordu annem, "  Hani Topkapi'dan Bakirkoy'e giderken sol tarafta buyuk bir Sanayi sitesi var ya, iste oralardi Tepebag.".

 

Acaba hakikaten orasimiydi Tepebag ? Arastirmaya devam ediyordum. Internettde , Tepebag'i aradim arama motorlarindan. Cogu tekstille ugrasan sirket isimleri cikti karsima. Hele bir tanesinin adresi Ciftlik sokak, Tepebag idi. Evet artik emindim, o guzel kır yeri artik koca koca binalarin bulundugu bir sanayi sitesi idi. Hazim amcanin ciftligide bir sokak adiydi simdi.Annem , ciftlik Kocamustafa pasadan 45 dakikalik yurume mesafesinde idi diyordu. Acaba hangi sur kapisindan  ve hangi mezarligin icinden geciyorduk. Istanbul haritasini cikardim, olceklere baktim, batiya dogru ilerledim parmaklarimla. En yakin kapi , Silivri Kapisi idi.

 

Gectigimiz Ekim ayinin son gunlerinde Babam aniden hastalandi ve yogun bakima yatirildi. Bende diger iki kardesimle birlikte atladik Istanbul'a geldik. Bir hafta kadar sonrada kendisini 91 yasinda kaybettik. Bunlar anlatilmasi zor gunler. Ama  boyle gunlerde  sagolsun arkadaslar, dostlar, komsular ve akrabalar bir anda yardiminiza kosup sizin acinizi paylasiyor ve hafifletiyorlar. Bu vesile ile uzun yillardir gormedigim Kocamustafapasali ve Uskudarli  akrabalarimla  tekrardan gorusme imkanim oldu. Aslinda bu akrabalar cogunlukla Kocamustafapasada yada Uskudarda yasamis kisilerin cocuklari ve torunlari idi. Onlari seneler sonra gormek, kucaklamak bana sonsuz bir sevinc veriyordu.

 

Bu akrabalar icinde birisi vardi'ki yeri cok ozeldi. Bu Kocamustafapasadaki evde yasayanlar icinde hayattta kalan benden yasca  buyuk tek akrabam Bulent dayim idi. Bulent Saracoglu , simdi seksenin ilk yillarini suren,  kibar itinali giyimli bir eski Istanbul Beyefendisi idi. Istanbul'da kaldigim surece Bulent dayim bizimle hep beraber oldu acimizi paylasti. Bende kendime,  yillarca boyle muhterem bir insani arayamadigim icin kizdim. Gene boyle bir bulusmada bana buyukce  zarf uzatti ve " Bak bunlari sizin icin hazirlattim" dedi.

TEPEBAG, 10 AGUSTOS 1941

Zarfi actim , icinde 4/6 inch ebadinda bir aile fotografi vardi. Siyah beyaz fotograftaki insanlar benim Kocamustafapasadaki akrabalarim idi. Hani fotografciya gidersiniz, koy resmi cektirmek isterseniz sizin altiniza oturmaniz icin  sahte bir saman yigini , arkada agaclar olan resimler filan koyarlar ya ; buda ona benziyordu. Aradaki fark bu resmin gerisindeki  sahnenin  sahici olmasi idi. Resmin arkasini cevirip bakmaya luzum gormeden , burasi "Tepebag"dedim Bulent dayima.  Evet Kocamustafapasa Koskunun sakinleri buraya Hazim amcanin ciftligine piknige gelmisler ve guzel giyimleri ile bahcedeki saman yiginin uzerine oturup  poz vermislerdi. Resmin sol tarafinda , Aykut ailesi yani anneanne ve dedemin tarafi yer aliyordu. Sag taraftada Saracoglu ailesi yani anneannemin kardesi Huseyin Bey( Cici Babam) ve onun cocuklari yer aliyordu.

 

Resime tekrar tekrar dikkatle baktim. Aslinda bu resmi belki 40 belki 50 yil once gordugumu animsadim. Resimdeki guzel insanlardan hayatta kalan iki kisi vardi. Bunlarin ikiside resimde ayakta durmayi tercih etmislerdi; Annem Lamia (Aykut) Ozmeral ve Dayim Bulent Saracoglu. Oturan yada saman yiginina ilisenlerin tumu hayatta yoktu artik. Resmin arka kisminda boylu boyuna tas bir duvar, hemen arkasinda tek tuk mezar taslari, servi agaclari, belki uzaklarda bir cami minaresi seciliyordu. Resmin sag ust kosesine dikkatli bakinca   bir mezar tasinin ustunde bir hac isareti goruluyordu.Resmin arkasini cevirdim, Bulent dayim sonradan buyuttugu resime bir not dusmustu;

 

Tarih: 10 Agustos 1941
Hazim Amcanin Bagi
Tepebag Istanbul
1.Suphi Aykut           1.Huseyin Saracoglu
2.Nudiye Aykut         2. Fevziye Saracoglu
3.Lamia Aykut           3.Bulent Saracoglu
4.Lemi Aykut             4.Berrin Saracoglu
5.Leyla Aykut            5.Benam Saracoglu
1.Kemal Atalay
Resim Nigar Atalay tarafindan cekildi.
Amerikaya donunce ilk isim bu resmi cogaltip kardeslerime ve akrabalarima yollamak oldu. Sonra internettde harita uzerinde arastirmaya devam ettim. Istanbul Sehir Haritalarinin  asagidaki web sitesinden aradigim bilgiye sonunda ulastim.
www.istanbul.net.tr
TEPEBAG MEZARLIKLAR VE CIFTLIK YOLU
AYAKTAKI CINARLAR:LAMIA (AYKUT) OZMERAL, BULENT SARACOGLU

Evet Kocamustafapasadan Tepebagina giderken gectigimiz kapinin ismi Silivri Kapiydi. Buradan Balikli yoluna giriyor, sag taraftaki Balikli Musluman mezarliginin yanindan gecerek, Balikli  Ermeni mezarliginin yanindaki yolu takip ederek tepeye dogru tirmaniyorduk. Ciftlik bu tepenin ustunde mezarligin bitiminde idi.

 

Gozlerimi kapayip Tepebagini gormeye calisiyordum. Tepenin ustundeki ev iki katli idi ve tugladan yapilmisti. Onunde balkon gibi bir terasi ve  bu terasin ustunde buyuk bir yemek masasi vardi. Masanin uzerindeki cardaktan salkim salkim uzumler gorunuyordu. Masanin uzerinde kalin desenli bir musamba serilmisti. Tabaklarin icinde su borekleri, kuzu kavurmalar, ic pilavlar, gullaclar  secebiliyordum. Masanin uzerindeki bakir bakractan  taze sutten yapilmis  mis gibi bir ayran kokusu yayilmisti etrafa. Mevsimlerden belki bahar , belkide  sonbahardi. Cayir zaman zaman yesil bazende sari renkte idi. Duvarin arkasindaki beyaz taslarin arasi alabildigine kirmizi  gelinciklerle doluydu.

 

Annem , kul renkli bir ata binmis, gur kestane saclari havada ucusarak koy yolunda gidiyordu. Bulent Dayim bir incir agacinin altinda oturmus elinde kitaplari  Tibbiye imtihanina hazirlaniyordu. Benam dayim, ahirdaki koclari disari cikarmis  elindeki degnekle birbirlerine tos atmasini ogretiyordu. Lemi  dayim  kisa pantolunun cebinden cikardigi sapanla gozluklerinin arkasindan dikkatle  mezarlik duvarina tunemis bir kargaya nisan aliyordu. Biraz ilerde Berrin Halam elindeki sepete kuyunun arka tarfindaki caliliklardan ,  rengi uzerindeki kolsuz elbiseyi andiran kizil renkli  bogurtlenleri  topluyordu. Cicibabam evin icinde seccadesini acmis uzerinde beyaz uzun kollu frenk gomlegi basinda beyaz takkesi  namaz kiliyor, ciciannem boynunda ipek fulari ,  mutfakta  siyah basortulu Leyla yengeye yardim ediyordu. Anneanem terasta uzerinde beyaz uzerine mavi dalga desenli yarim kollu elbisesi ile   hasir bir koltukta oturuyor mavi renkli  bir bebek patigi oruyordu.Dedemin uzerinde lacivert bir takim elbise ve bordo renkli bir kravat vardi. Cepkeninden saat zinciri goruluyordu. O da anneanemin yaninda  hasir bir sandalyeye oturmustu. Onundeki sehpanin uzerinde itinayla soyulmus birkac dilim elma ve bir kadeh kirmizi sarap vardi. Gumus sigaraligindan yassi bir sigara cikardi,cakmagiyla yakti sigarayi agzina goturdu. Etrafa mavi beyaz bir duman yayildi. Sonra bu dumanin arkasindaki manzara ve renkler bir anda kayboldu. Tekrar gormek istedim bu zamanini tam bilemedigim  cok renkli tabloyu. Hazim Amcayi gormek istedim en cok. Ama heyhat, geri gelmedi, gelmeyecekti!

 

Tepebag artik kaybolan bir kırdı.

 

Cem Ozmeral

7 Kasim 2006

Columbus, Ohio

 

EN BASA
BIR SONRAKI
ANA SAYFA
HOME

      

                                                                          cozmeral@gazozkapagi.net 

                                                                           ©2007.All rights reserved

Website powered by Network Solutions®