www.gazozkapagi.net

NOSTALGIC WRITINGS BY AN ISTANBULITE

home/ANASAYFA→

ISTANBUL&TURKEY TRAVEL

LIVE TURKISH TV AND MEDIA

NEWS FROM COLUMBUS,OHIO

WHAT'S NEW?/YENİ

LINKS

ISTANBUL KAPAKLARI →

YEDI KULE ZINDANLARI

TEKFUR SARAYI

ISTANBULUN ALTI 1,2

ISTANBULUN ALTI 3,4

KOCAMUSTAFAPASADAKI KOSK

SUMBUL EFENDI

KAYBOLAN KIR TEPEGAG

AHMET SARACLAR EFENDI

ADAM

MILION TASI

BIR TEPE, BIR KALE

SAHIL YOLUNDA SABAH

BOSTANCIDAKI BEYAZ KOSK

HAYDARPASA

KANDILLIDE BIR GECE

YESIL KAPI

VATMAN ALI BEY

HALICTE BIR VAPUR GEZISI

CARPISAN KAYALAR

SHOW ME BIG MONEY

ISTANBULLU OLMAK

CAPS IN ENGLISH →

TRUE CROSS IN ISTANBUL ?

LEGEND OF LEANDER'S TOWER

"NOAH'S ARK" OR IS IT ?

STORY OF SANTA CLAUS

FATHER OF ANATOLIAN POP

STORY TELLER OF ANATOLIA

TURKISH COFFEE

A LIFE OF 20 TH CENTURY

DOWN CAFE

ECEVIT AND NEWYORK

SUKI

HERR WAMLEK

REPUBLIC DAY SPEECH

CARTE POSTALE NOSTALGIA →

KARTPOSTAL TURKIYE32-1944

MY FATHER'S BERLIN 1937

GERMAN WEHRMACHT 1937

POSTCARDS USA 1944

CARTOLINA POSTALE ITALIA

C.POSTALE EUROPA 1937-946

POST-CARD EGYPT 1942

POSTCARD, MIDDLE EAST

EGE KAPAKLARI →

ANTIPHELLUS BALIKCISI

BEN SERVISCIYIM ABI

BIR EGE DILBERI

METEOR CUKURU

MINIBUS SOFORU ZEYNEL

TWILIGHT ZONE

ASOSDA BIR GUN

ATATURK

ATATURK ALBUMU

1953 DE ANIT KABIR

RUYA

CANAKKALE, TRUVA

HEYBELIADA DENIZ LISESI

CESITLI KAPAKLAR→

PARIS GOZLENIMLERI

BIT PAZARINA NUR YAGDI

KINDER HEIM

ZULAL

DENIZ YILDIZININ OYKUSU

MAHMEDET HOCA

SOLUK MAVI NOKTA

OSMANLI TOKATI VE HIGH 5

HIZIR ILYAS

29 TESRIN

GAZOZ KAPAGI (ORIJINAL)

COLA TURCA

HARICTEN GAZEL

ŞEREF STADI →

BJK VE CIRAGAN SARAYI

BIR YASAM TARZI

BERLIN PANTERI

SARI LACIVERT

YUSUF ILE SANLI

RAFADAN YUMURTA

PASKAL VE BJK FORMASI

KUCUK AHMET

TEMİZ FUTBOL

DEMIROREN'E ACIK MEKTUP

GUVEN ONUT

BABA BOSQUE

HELE HELE SERGEN KAPTAN

TAKSM KIŞLASI CIRCA 1925

GELINCİK TARLALARI

ISTANBUL&TURKEY VIDEOS →

I DREAM OF TURKEY

ISTANBULDA ERGUVAN VAKTİ

ISTANBUL LEANDER'S TOWER

ISTANBUL ISKELE VIDEOS

ALANYA VIDEO

PHOTO ALBUMS TURKIYE͛

ISTANBUL PICTURES

ISTANBUL TOP TEN MUST SEE

ISTANBUL FERRY LANDINGS

ISTANBUL BAZAARS

BOSPHORUS, ISTANBUL

A GOLDENHORN FERRY TRIP

MY MOTHER'S ISTANBUL

BODRUM

KAS,KALKAN,DEMRE

ALANYA

DALYAN, GOCEK, FETHIYE

ANKARA

TWIN BEAUTIES/IKIZGUZELLE

BESIKTAS SOCCER TEAM

PHOTOS of USA & WORLD→

PARIS

CHICAGO

ITALIA

LONDON 1967

CHINA

INDIA/NEPAL

CARIBBEAN ISLANDS

SANFRANSISCO AND MONTERY

SAN ANTONIO, TEXAS

NEW ORLEANS

NEW YORK

FLAG RAISING IN COLUMBUS

ABOUT US/YAZAR HAKKINDA→

BOOK BY THE AUTHOR

FLAG RAISING CEREMONY

FAMILY/AILE BLOG →

ASLI'S CHICAGO SHOWER

ASLI'S COLUMBUS SHOWER

OZMERAL FAMILY TREE

A WEDDING IN MEXICO

OZMERAL FAMILY PICTURES

CONTACT US/İLETIŞİM

SÜTLÜCE ISKELESI
KIRMIZI MEKTEP

 

                                                                        HALİÇTE BİR VAPUR GEZİSİ

İstanbul’da
yasayan her insan muhakkak en asagi bir kere vapurla Bogaz turu yapmistir. Ama ayni seyi Halic icin soyleyebilirmiyiz?  Son yillara kadar Halic, hep o tepeden seyrettigimiz, icinden vapurla hic bir zaman gecmedigimiz, altinda Bizanstan kalma gemiler ve hazinelerle dolu, ama son derece pis kokan durgun bir su kanali diye dusundugumuz  bir beldedir. Eskilerin Altin Hancer, batililarin Golden Horn adini verdigi, Bizansin zincirle agizini kapadigi, Osmanlinin uzerine uc kere  kopru diktigi bu esrarengiz yari gol hep ilgimi cekmistir. Cocuklugumda ustunden yuzlerce defa gectigim, tramvaylarin, balikci lokantalarinin, Uzun Omerlerin, kitapci dukkanlarinin,  Galata koprusu bundan on yil kadar once bir yangin sonucu tarihe karismisti. Son yillarda, yerine eskisi kadar guzel olmayan yeni bir kopru yapilmis, Halic'in temizlenmez denilen sulari aritilmis ve burasi icinde binbir cesit baligin yasadigi, Bogazicinin akintisinin devam ettigi bir uzanti haline getirilmisti. Iste bundan da cesaret alarak eski bir Istanbullu olarak Halici ilk defa denizden gecmek ve vapurla gezmek bana son derece cazip bir tasarim olarak gorunmeye baslamisti.


Gunluk guneslik guzel bir Eylul gunuydu. Iste bugun, Halic  gezisini gerceklestirmek icin vapurla Kadikoyden Eminonu'ne gectim. Yeni Galata Koprusunun, Yeni Cami tarafindaki alt gecitin'den gecip Eyup vapuru'nun kalktigi Iskele'yi aramaya koyuldum.


Buradaki  alt gecit ve civari adeta binlerce insanin bir yasam ugrasisi verdigi bir yeralti sehrini andiriyordu. Asagiya inen merdivenin'in iki yanindaki duvar kenarlari gunluk rizkini cikarmak isteyen insanlar tarafindan parsellenmisti. Bu kalabalik,  asagadiki pasaj icersindeki dukkanlarin onune'de tasiyordu. Burada saticilarin sesleri, dukkanlardan gelen cogunlukla arabesk muzik, lahmacun ve kebap kokulari birbirine karisiyor sanki uyumlu bir kargasa yasaniyordu. Bu saticilar icersinde kimler yoktuki ? ; Lahmacuncular, sucular, simitciler, tarak ve kol saati satanlar, bilezik ve incik boncukcular, korsan cd ve teyp saticilari, ayakkabi boyacilari, kilonuzu tartan boyunuzu olcen yasli kadinlar, oyuncak helikopterleri basinizin uzerinden ucuran oyuncakcilar, Milli Piyango saticilari,Ilhan Mansiz'in formasini satan formacilar ve bunlarin arasinda yolunu acip islerine gitmeye calisan binlerce Istanbullu ve saskin saskin bu cumbusu seyreden turistler.


Vapurun kalkmasina bir saate yakin zaman vardi. Once daha once uzerinde hic yurumedigim Yeni Galata Koprusu uzerinde dolastim. Koprunun her iki yaninda  uzun balik oltalari ile sira sira dizilmis ve adeta kopruyu adim adim paylasmis insanlarla doluydu. Bunlar icersinde balik tutmaya calisan Japon turistler bile vardi. Bir  muddet bu amator balikcilari seyrettikten sonra, Misir Carsisinin yanindan Yeni caminin arka tarfindaki  cicek  ve tohumculara dogru yurudum.  Burasi ezelden beri
Istanbul bahcelerinin cicek ve sebze tohumlarini karsilayan dukkanlarla doluydu. Burada soganli cicekler, koklu saksi cicekleri ve kesilmis sap cicekleri, herturlu sebze ve zerzevat tohumlari ve soganlari teshir ediliyor ve sehrin dort yanindan gelen musterile dolup tasiyordu . Bu dukkanlar, Misir carsisinin dis duvarlari boyunca yan yana siralanip, adeta bir cicek bahcesi gibi devam ediyordu. Bu bahcede saksilar icinde kirmizi beyaz karanfiller, pembe  ve   sari sarmasik gulleri , eflatun mor ortancalar,  manolyolar ve  fulyalar ve visne curugu fesleganlar, sumbuller ve  zerrinler insanin goz ve renk zevkini oksuyordu. Bir muddet cicekci dukkanlari arasinda dolastiktan sonra, Misir Carsisinin obur duvari dibindeki peynir ve sarkuteri urunleri satan dukkanlarin onunden Otobus duraklarinin bulundugu alana dogru karsiya gectim ve Halic -Eyup vapur iskelesine dogru indim.


Vapur iskelesi, gecen yuzyilin basindan kalma ahsap, minyatur kucuk bir yapicik. Itinayla mavi beyaza boyanmis. On kisminda tek kisinin sigabilecegi kucuk bir biletci kulubesi, hemen yaninda tek bir turnike. Tahta iskelenin yanindaki mavi boyali demir parmakliklar kirmizi ,beyaz sardunya saksilari ile suslenmis. Devasa bir traktor lastigi ahsap bina ile demir iskele arasinda denize sarkmis bir tampon gorevi yapiyor.


Uskudar'dan gelen Halic Vapuru,  Bogaz vapurlarina kiyasla oldukca kucuk. Adeta,  bir maket vapur. Bilet ucreti  Eyub'e kadar gidis donus iki simit parasi kadar. Oglen saat on birbucuk, topu topu bes alti yolcu vapura bindik. Yukariya guverteye ciktim. Yanimizdaki siralarda ellerinde harita ve rehber kitaplari iki Ispanyol kiz, yanindaki sunnet cocugunu Eyup Sultana goturen basortulu bir hanim, birde yetmis yaslarinda gosteren gur beyaz sacli ve posbiyikli bir adam.


Vapur hic beklemeden zamaninda kalkti. Eyub'e kadar gidis donus bir saat surecek. Ben ayaga kalktim, hem hayran hayran Halicin eskisine gore temizlenmis durgun suyunu seyrediyorum, hemde tarihi yapilarin resimlerini cekiyorum. Iste solumda Istanbulun yedi tepesinden birinde yukselen Mimar Sinan'in saheseri Suleymaniye Camii, hemen berisinde Beyazid Kulesi biraz daha sagda iki minaresi ile baska bir tepeyi susleyen Fatih Camii, Valens Kemerleri,  adeta bir resmi gecit yapiyorlar. Bu kemerlerin biraz onunde ve  ismini cikaramadigim bir baska caminin hemen yaninda Aya Ireni’ye benzeyen  bir yapi gorunuyor. Zaten Halic'in en buyuk ozelligide her uc dinden insanlarinda burada  yuzyillarca ic ice yasayip ibadetlerini surdurmus olmalari degilmi?


Yanimdaki yaslica adam, elindeki Cumhuriyet gazetesini okuyor ve bir taraftanda sigarasini tuturuyor.Eski bir denizci veya balikci olmali. Elleri koca koca. Belliki bu eller ya toprakla calismis yada , denizden balik aglari cekmis. Yuzu bakira calan bir renk. Kara cerceveli gozlugunun altinda ki cakir mavi gozleri, beyaz ve hala gur karmakarisik saclari ile, hem yasindan daha genc gosteriyor hemde gormus gecirmis bilge bir kisi izlenimini veriyor.Benim resim cektigimi gorunce, "Zeyrek Camii'nin resmini cekiyorsunuz galiba " dedi.  Ben ise" hayir su kilesiye benzeyen binayi cekiyorum" deyince guldu ve haklisiniz orasi hem kilise hemde camidir dedi ve hikayeyi anlatti.

Bu yapi 12.  yuzyilda Imparorice Irene tarafindan yapilmis. Imparatorice olunce kocasi bunun hemen yanina Meryem Ana adina ikinci bir kilise yaptiriyor. Fakat bu iki kilise birbirine okadar yakinki, Imparator Komnenos ucuncu bir kubbeli kilesi ile,  ilk  iki kiliseyi birlestiriyor.  Fatih Istanbulu aldiktan sonra burayi Zeyrek adli bir Molla'nin emrinde camii ve medreseye donusturuyor.Bugun bile Ayasofya'dan sonra hacim olarak en buyuk sayilabilecek uclu kilisenin bir kismi Zeyrek Camii olarak gorev goruyor. Kilise olarak kalan kismi oldukca metruk bir halde.


Vapurumuz Unkapani koprusunun altindan gecmis,  Halic'in kursuni sularinda yoluna devam ediyordu. Biraz otede eski Galata koprusunun yangindan kurtulmus kismi, Halic'in kiyisina cekilmis, eski gunlerden kalmis cansiz bir hatira olarak yanindan gecenlerin dikkatini cekiyordu.  Yanimdaki yasli adama buralari nasil tanidigini, burali olup olmadigini  sordum.


Hayatim Halic ve civarinda gecti diye basladi. Dedeleri on dokuzuncu yuzyilda
Trabzon' dan gelip Balat'a yerlesmisler. Buyuk dedem, Laz civani heybetli bir adammis. Istanbula ilk geldiginde,  Kasimpasa'da 'de bekar usaklarinin kaldigi  Debbaghane odalarindan lardan  birine kapagi atmis. Girmedigi  meslek,  yapmadigi is kalmamis. Bir muddet Eminonu - Fener arasinda kalyonculuk yapmis, kurek cekerek  yolcu tasimis . Sonralari bu isten bikinca, Fenerdeki Iskele gazinosunda garsonlugu denemis. O zamanlar "Kazikli Gazino"  diye de bilinen bu gazino zamanin beylerinin,  pasalarinin ragbet ettigi bir kacamak yeri imis. Burada hem saz, soz ve calgi alemleri yapilir hemde biraz demlenilirmis. Burada baslayan alemler daha sonra  hanimlar esliginde  Kagithane deresinde devam edermis.


Babam uc kardesden en kucugu imis. Fenerde yasarken bir Rum kizini sevmis, ailelerinin muhalefetine ragmen evlenmisler. Annem zamanla Muslumanligi benimsemis.Hayati'nin son demlerinde bes vakit namazinda dinine cok bagli bir kadindi. Babam yillarca Eminonunde, Denizcilik Bankasinin yaninda ki Suraski Magazasinda elbise saticisi olarak calisti. O zamanlar, Istanbul'daki ozel okullarin butun formalari, kasketleri bu magazada satilirdi…diye devam etti. Ben , tam sen ne is yapardin diye soracakken, o sanki bunu anlamiscasina lafi degistirdi ve Fener kiyisindaki cok alimli Kilise'ye isaret ederek; Bulgar Kilisesinin hikayesini bilirmisin diye sordu.


Kiyida, eskiden sebze halleri ve kohne binalar arasinda dikkati cekmeyen bu bina, simdi etrafi acilmis , bir tarihi abide olarak ortaya cikmisti. Kursuni,  nefti karisimi rengi ile , hem Halic'in sulari, hemde beyaz parmaklili bahcesinin icindeki yesil mese ve cinar agaclari ile guzel bir uyum sagliyordu. Bina'nin  ondokuzuncu yuzyilin neo gotik tipi tarzi ve  Istanbul'daki kiliselerde pek gorunmeyen, can kulesi ile cok ozel bir goruntusu vardi. Yasli adam anlatmaya devam etti. On dokuzuncu yuzyilin baslarinda, Fenerde yasayan Bulgar azinlik, idari bakimdan Osmanli, dini bakimdanda Ortodoks Rum Patrikliginin egemenligi altindaymis. Kendi kiliselerinin olmamasindan yakinan Stefan Zveti adli bir Bulgar rahip,  zamanin padisahina burada bir kilise kurmak icin izin istemis. Padisah'da eger kiliseyi bir ay icersinde yaparsaniz, size  musade  veririm demis. Bunun uzerine, Rusyaninda yardimi ile kilise demir dokumden Viyana sehrinde insa edilmis. Aslinda kilisenin yapilmasi uc seneyi asmis. Sonunda  celikten yapilan bolumler, Tuna nehri yolu ile Karadeniz uzerinden, Istanbula'a  getirilmis ve tam bir ay icersinde  Fener kiyisinda ki yerine  monte edilmis

BULGAR KILISESI
Vapurumuz iki kiyi arasinda mekik dokurcasina gidiyor, Fener, Balat, Sutluce ,Kasimpasa, Haskoy iskelelerinde duruyordu. Bu iskelelerin hemen hepsi mavi , beyaz boyali kucuk maketlere benziyordu. Vapur iskele'ye yaklasinca, iceriden cikan bir memur, kendisine atilan halati demir duba'ya bagliyor. Vapurdan, iskeleye uzatilan merdivenden elinde plastik posetli bir kadin kiyiya geciyor, bir iki genc delikanli ayni merdivenden vapura biniyordu. Iskelenin hemen yaninda kirmizili, mavili ve yesilli renkleri  ille kiyiya cekilmis birkac sandal, toprak saha uzerinde top kosturan kucuk bir cocuk, denizin uzerindeki setteki bankin uzerinde oturmus vakit olduren beyaz sakalli bir ihtiyar,  bu sakin tabloyu  tamamlayan unsurlardi. Gozumu ister istemez bu manzaradan cekip , tepelere dogru  bakmaya basladim. Burasi birbirine yapisikcasina bitismis binlerce ev ve apartmanlarla doluydu. Dort bes kati gecmeyen mavi , sari badanali bu konutlarin gerilerinde,   dikkatli bakilinca,  sur kalintilari ile cevrili oldugu goruluyordu. Ama bu binalar icersinde oyle buyuk ve degisik bir bina vardiki , uzaklardan bile hemen dikkati cekiyordu.  Kirmizi tugla dan yapilmis adeta Iskocya daki satolari andiran,  enine genis  bu yapinin orta kismi, bir kule ile gokyuzune dogru uzaniyordu. Kulenin kubbesi yesile kacan gri kiremitlerle kaplanmisti. Binanin cephesinde bir bolum, Cumhuriyet'in yetmis besinci yilinda cikarilan ozel bir Turk bayragi ile suslenmisti. Burasi olsa olsa Rum Patrikhanesi olmali diye dusunuyordum'ki , yasli dostum sanki dusuncelerimi okurcasina anlatmaya basladi.


Cocuklugumun buyuk kismi Fener'de gecti. Anne tarafim Rum oldugundan, hem Rum akrabalarim , hemde arkadaslarim coktu.Hele , Pandelli diye bir arkadasim vardiki kendisi ile cok yakindim.Su gordugun kirmizi  bina Rum Erkek Lisesidir. Pandelli orta ve lise egitimini bu okulda yapmisti. O zmanlar, bu okulun icerisi bana ne kadar enteresan gelirdi.Yuksek tavanli salonlari,  Yunan mitoloji ve tanrilarini simgeleyen heykeller ve yagli boya tablolar susluyordu. Okulun buyuk kutuphanesi,  tavanlara kadar eski Yunan ve Bizans eserleri ile doluydu. Hic unutmam 1950 li yillarin basinda idik. Zamanin basvekili Adnan Menderes, Rum Ortodoks Patrigi Athinogras'a bir nezaket ziyareti yapacakti. Pandelli ile kirmizi mektepte bulustuk. Mektep'ten  su asagida  gordugun,  Patrikhaneye giden yolun iki yani,  ellerinde Turk bayraklari,  binlerce ilk okul ogrencisi ile dolmustu. Patrikhanenin kapisinda siyah cubbeli,  beyaz uzun sakalli papazlar gorunuyordu.Bu papazlarin cogunun boynunda, altin zincirli haclar ve takilar vardi. Kimisinin uzerinde mor renkli ve altin yaldiz islemeli pelerinler goruluyordu. Sonunda beklenen an geldi. Siyah kirmizi plakali Cadillac,  Patrikhanenin kapisinda durdu. Arabadan once basvekil yardimcisi Ahmet Salih Korur indi. Arkasindan basvekil  Adnan Menderes cikti. Uzerinde cizgili  lacivert bir elbise vardi. Ceket cebindeki beyaz bir mendil, lacivert uzerine beyaz puntolu sik bir kravat ve arkaya itinayla taranmis siyah saclar. Menderes, kendisini kapida karsilayan Patrik Athinagrosu gorunce yuzune guzel bir tebessum yayildi. Iki lider el sikistilar ve Patrikhane'nin demir kapilari arkalarindan kapandi. Bu benim Menderes'i ilk ve son gorusumdur.


Yasli adam cebinden cikardigi sigara paketini bana uzatti, benim almadigimi gorunce kendisi bir tane yakti ve anlatmaya devam etti. Aslinda Menderes insancil ve hos gorulu bir insandi. Bu patrikhane ziyaretini, muhalifleri senelerce dillerine sakiz ettiler ve kendisine karsi kullandilar.  Kim derdiki, boyle iyi niyetle ise baslayan Menderes sonunda daragacina gidecek. Zaten Osmanli ve yakin Cumhuriyet tarihi binlerce  idam ile dolu degilmi?


Su Kirmizi Mektebin biraz asagisinda  gordugun Patrikhanede , 1821 yilinda boyle bir idama sahit oldu. Bugun bile Patrikhanenin uc buyuk kapisindan ortancasi siyaha boyali ve kilitlidir. O zamanki Patrik 5. Grigorious Mora dogumlu imis. Ikinci Mahmut zamaninda , Morada ilk yunan isyani baslayinca, padisah Patrik'den suphelenmis. Aslinda Patrik 5. Grigorious , isyancilari kinayan  bir aforozname yayinlamis ve padisaha baglilik fermani ni Bostancibasina sunmus.Ama bu barisci beyanname,  ne isyanin bastirilmasina, nede Ikinci Mahmut'un suphelerini gidermeye yetmis. Paskalya ayininden sonra Saraydan gelen cavuslar Patrikhane'nin buyuk kapisi onune kurduklari daragacinda Grigorius'u asmislar. Uc gun uc gece burada kalan yasli patrigin cesedini birkac Yahudi vatandas  Halic kiyilarina suruklemisler.  Adet oldugu uzere ayagina tas baglanan ceset,  su gordugun yerden Halic'in sularina birakilmis.
Gene rivayete gore ceset tasdan kurtulmus ve su yuzerine cikmis. Halicten gecmekte olan Rum asilli Rus gemicileri cesedi gemilerine cikarip Odesa limanina goturmusler. Burada yapilan dini torenlerden sonra  5. Grogorious sonunda Atina’da topraga verilmis. O gun, bugun de Rumlar kendisini bir Aziz  olarak kabul ederlermis.


Ben bu hikayeleri pur-u dikkat dinlerken, vapurumuz Eyup iskelesine yanasti. Yasli adam kalkti, bana iyi gunler diledikten sonra elindeki paketi ile vapurdan inerek gozden kayboldu. Vapur burada onbes dakika mola verdikten sonra ayni guzergahtan geri donecekti.  Guverte'ye gelen caycidan aldigim cayi yudumlarken etraftaki guzelligi seyretmeye koyuldum. Eyup koyu temizlenmis, uzerindeki balikci kayiklari ve tekneleri ile adeta Bebek koyuna benzemisti.  Ilerideki tepelerde adeta papatya tarlalarini andiran Eyup mezarligi gozukuyordu. Altin hancerin saga dogru kivrildigi yerde iki kucuk adacik yemyesil bir dogal park haline donusturulmus nadide kuslarin, leyleklerin, yabani kazlarin serbestce yasadigi bir alan olmustu. Vapura Eyupten bes alti kisi bindi. Bunlarin birkaci belliki Eyup Sultan Camii ve  Pier Loti Kahvesinden gelen turistler ve Istanbula ise giden Eyuplulerdi. Geriye donerken eski mezbahanin oldugu yere yapilan Kultur Sarayi, Sutluce'deki Rahmi Koc muzesi, Ikinci Mahmut'un yaptirdigi Feshane, Taskizak Tershanesi , Kuzey Deniz Saha Komutanligi gibi tarihi ve cok guzel tesislerin onunden gectim. Ister istemez , ne is yaptigini bile ogrenemedigim yasli adam donus yolundada olsa kim bilir ne hikayeler anlatirdi diye dusundum.


Cem Ozmeral

24 Subat 2003,

Columbus , Ohio

 

EN BASA
BIR SONRAKI
ANA SAYFA
HOME

      

                                                                          cozmeral@gazozkapagi.net 

                                                                           ©2007.All rights reserved

Website powered by Network Solutions®