BOSTANCIDAKI BEYAZ KOSKUN INSANLARI
15 Aralik 2003
Buffolo Grove,
Illinois
Sevgili Oglum Mehmet Cem:
Bana gecen gun eski Bostanci'yi ve oradaki Beyaz Koskte bir zamanlar yasamis akrabalarimizin hikayesini anlatmami istemistin. O gunler o kadar geride kaldiki, adeta bir sis perdesi cocuklugumun belkide en guzel gunlerinin gectigi bu beldenin onunde duruyor. Bu perdeyi aralamaya, cogunlukla yaz gunlerimi gecirdigim cocukluk gunlerine donmeye bayagi bir caba sarfettim.
Benim cocuklugumda, Bostanci Istanbul'un nadir sayfiye semtlerinden biri idi. Istanbul'da kosku bulunan hali vakti yerinde pasalar, ust kademe devlet zevati, zengin tucarlar, yanindan tren yolunun gectigi deniz kenarindaki bu guzel yerde, birer de yazlik konak yaptirmayi ihmal etmemislerdi. O zamanlar Bostanci , sira sira buyuk bahceli kosklerin, sebze bahceleri ve bostanlarin alabildigine yayildigi bir buyuk alandi. Buraya Bostanci denilmesinin sebebide, bir zamanlar Osmanli sarayinin Bostanci Basisi'nin burada yasamasi, ve Topkapi sarayina taze zerzavatin burada yetistirmesinden kaynaklanirdi. O zamanlar, yalniz Bostanci'ya degil, Istanbula gelip yerlesmek her babayigitin harci degilmis. Bugun, Bostancida minibus yoluna cikan kavsagin orada bulunan tas koprunun yaninda eskiden bir karakol bulunurmus. Anadolu tarafindan Istanbul'a girecek kisilerden murur tezkeresi yani bir nevi pasaport sorulurmus. Amele, kayikci, kalyoncu, asci yamagi , v.s gibi islerde calisma izni isteyenlere duruma gore gecici izin verilir ve bunlar bekar usaklarinin yasadigi otellere yollanirmis.
Biz gelelim benim cocuklugumun Bostancisina. Dedigim gibi, genis alana yayilmis sira sira bahceler cogunlukla kiziltoprakli ve cakil tasli yollarla birbirine baglaniyor. Bahcelerde yemyesil ince diken yaprakli camlar, incir ve dut agaclari. Kucuk bir kiz cocugu iken, halamin beyaz kosklu evinin bahcesindeki beyaz ve karadut agaclarinin altina kardesim Lemi ile beyaz bir carsaf tutugumuzu, ve Sunulllah dayinin agaca cikip dallari sallamasi ile bir dut yagmuru altinda kalisimizi hic unutamam. Hatirliyormusun oglum, 1958 yili yazi o beyaz koskte hep beraber kalmistik. Sen o zamanlar Avusturya Lisesi Hazirlik sinifini atlama imtihanina hazirlaniyordun. Arka bahcedeki incir agacanin en tepesinden asagiya duserken, son anda alt dallardan birine takilip kalivermistin. Nasil korkmus, sana nasil kizmistim.
Bostancida unutamadigim bir yerde , Vapur iskelesi ve Tren Istasyon kismindaki carsi kismi idi. O zamanlar bu carsi kucuk, sirin dukkanlarin bulundugu arnavut kaldirimli bir sokakciktan ibaretti. Istasyonun bahcesinde cinar agaclarinin golgesi altinda kucuk bir kahve vardi. Beybabam, bazen beni ve kardesimi buraya gotururdu. O bir kahve icer , bizede gazoz ismarlardi.Tren Istasiyonun biraz ilerisinde Bostanci camii vardi. Bu cami bugun koca koca apartmanlarin icinde kaybolmus belkide o gunden bugune Bostancidan bize kalan tek yadigar olarak yasamini surduruyor.
Istersen sana birazda Bostancidaki o beyaz koskde bir zamanlar yasamis akrabalarimdan bahsedeyim.Ben babama herzaman , "beybaba "yada "beyba" derdim. Beybamlar iki kardes imisler. Kendisinden uc yas buyuk ablasi yani benim halam yeryuzunde sevdigim ilk insandi belkide. Murside hanim uzunca boylu narin ve zarif havasi olan cok hos bir hanim. O zamanlar benim cok hosuma giden kiyafetleri vardi. Sadakor beyaz bir etek, uzerinde ayni kumastan vucuda oturan zarif bir ceket. Basina uzun ipekten cok renkli bir esarp baglar, uclarinida asagiya dogru serbest birakirdi. Ayaginda gene beyaz renkten italyan derisi son moda iskarpinler . Halam bir fayton cagirir ikimiz yan yana oturup giderdik. Nerelere giderdik ? Simdi tam aklimda kalmamis ama ben kucagimda tas bebegim, kirlardan , gelincik tarlalarinin icinden gectigimizi hatirlarim hep.
Enistemle halam seviserek evlenmisler. Enistem Nurullah Bey orta boylu sohbeti tatli, neseli, nuktedan bir beyefendi. Cok kulturlu adabi muaseret bilen eski bir Istanbul beyefendisi.Cogunlukla olagan disi giyinirdi. Kis aylarinda kalin gabardin kumastan ceket ve pantalon icine ekoseli bir gomlek. Boynuna kravat yerine sarap rengi bir fular. Carsidan gecerken herkes kendisini selamlar, o da selamlara o zamanlar benim pek anlamadigim cumleler ile karsilik verir hal hatir sorardi. Enistemin cok capkin bir bey oldugu soylenirdi. Ama halami cok sevdigi ve onu cok iyi yasattigi muhakkakti.
Enistemle Halamin bu evlilikten bir ogullari olur, adini Sunullah koyarlar. Tabii anne baba cok mutlu. Cocuk buyur yakisikli uzun boylu genc bir delikanli. Capkinmi capkin..Suadiye ve Bostancinin butun guzel kizlari Sunullah dayinin pesinden kosarlar. O da kizlarin. Okulu bitirirmi bitirmezmi , bilemiyorum. Sonunda evlenir. Sonra bosanir. Yine evlenir. Tam bes kere . Bu besinci evliliginden Turgut isminde bir oglu olur. Ama bu eside kisa zaman sonra cocugunu ve kocasini birakip baba evine geri doner ve kari koca ayrilirlar. Sonra, hayatinin son demlerinde son bir kez evlenir genc bir hanimla. Bu evliliginden guzel bir kizi oldu. Sunullah dayi cocuklarina iyi bir gelecek saglamak icin bu muhtesem kosku iki daire karsiligi satar ve koskun yerine koca bir apartman dikilir. Cok gecmeden altmis yasinda aniden vefat eder. Iste bu cok kiymetli tek evladin sonuda boyle biter.
Aslinda enistemle halamin bir ogullari daha vardi; Masum. Masum enistemin kiz kardesinin oglu. Enistemin kizkardesi hastalanip olunce Masum ortada kaliyor. Zira baba baska bir kadinla evleniyor. Enistem oglani alip eve getiriyor. Halam, o iyi kalpli guzel insane hic teredutsuz ve sevincle cocugu kabul edip bagrina basiyor. Herkese, Allah bana iki oglan cocugu verdi diye soyluyor hep.
Gel zaman git zaman Masum buyuyor. Bu oglan Bahriyeli olmak hevesinde hep. Zamani gelince okul imtihanina sokuluyor. Gedikli subay kismini kazaniyor ve Bahriye hayati basliyor Masum'un.
Genc gedikli subayin ilk gorevi Atilay denizaltisi ile Canakkale bogazinda yapilan bir tatbikattir. Atilay Canakkale bogazina dogru suzulur ve burada son olarak bogazin anaforlu sularina dalar. Tarih 14 Temmuz 1942 dir ve bu guzel yaz gunu Atilay denizaltisi ve genc gedikli Masum bir daha cikmamak uzere dalmistir
Batis sebebi hic bir zaman belli olmayacaktir. Kimisi bir yangin , kimisi ise Birinci Chan Harbinden kalma bir mayina carpma diye dusunur.
Bostancidaki koskde bir anda matem havasi eser. Bir kiyamet gunu sanki bir tarafta aglamalar bagrislar, diger tarafta garip bir sessizlik, bir umit ve bekleyis.. Enistem butun gece uyumaz. Sabahin alacakaranliginda , Bostancida deniz kiyisina kosar. Saatlerce , Marmaranin mavi sularini seyreder,belki Masum yuzerek cikacak diye. Ertesi gunu gene kosar ayni kiyiya. Bu bekleyis gunlerce surer . Ama Masum hicbir zaman cikmayacaktir sudan.
Herhalde Nurullah eniste bu aciya dayanamadi ve hastalanarak felc oldu. Omrunun son senelerini yatakta gecirdi ve bu olaydan dort sene sonra vefat etti. O oldukten 15 gun sonrada Halam bu dunyadan ayrildi
Iste boyle oglum. Bana eski Bostanciyi ve o guzel Beyaz Kosku ve icinde yasayan insanlari anlat demissin. Elimden geldigince ve hatirlayabildgim kadari ile anlatmaya calistim. Belkide seni uzdum. Ama Sen ailesi boyle yasadi ve olduler.
Hayat iste bu...
Annen Lamia Ozmeral
...........................................................
Cem Ozmeral
Columbus, Ohio
16 Haziran, 2005
cozmeral@columbus.rr.com